İş kazası güvenli ya da güvensiz koşullarda çalışan kişilerin başına gelebilecek istenmeyen olaylardır. İş kazaları nedeniyle işverene açılacak davalar genellikle tazminat davalarıdır. Kazanın ve mağduriyetin boyutu tazminat miktarlarının belirlenmesinde ön koşullardır. Davalar iş mahkemelerinde ve ölüm durumlarında ceza mahkemelerinde görülmektedir.

Tazminat Davaları

İş kazası sonucunda işverenler, hukuksal boyutu değişik olan 3 türlü dava ile karşı karşıya kalabilmektedirler. Bunlar;

  • Maddi tazminat
  • Manevi tazminat
  • Rücu davalarıdır.

Borçlar Yasasının 332. maddesine göre; “işveren, işletme tehlikelerine karşı gereken önlemleri almak ve işçilere sağlığa uygun çalışma yeri sağlamak zorundadır.” Kamu Hukuku kapsamında ise İş Yasasının 77. maddesine göre; “işverenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmakla” yükümlüdürler.

İş yasasının aynı maddesinde yine işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetleme sorumlulukları belirtilir. İş Yasasının 78. maddesine göre çıkarılmış olan tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen şartları yerine getirmekle yükümlüdürler. Bu yükümlülükleri gerçekleştirmedikleri takdirde işin durdurulması, işyerinin kapatılması ya da para cezası şeklinde yaptırımlarla karşılaşılır.

Kaza Kusuru

Herhangi bir durumdan ötürü meydana gelen iş ve işçi kazalarında mahkeme tarafından kusurun kimde olduğu belirlenir. Toplanan deliller üzerine yapılan araştırmalarda 3 tür kusur şekli vardır.

Kaza gören işçinin kusuru: İşçinin kaza halinde ağır kusuru varsa, uygun illiyet bağı kesilir ve işverenin sorumluluğu aranmaz. İş kazasında ölen işçi tam kusurlu ise işverene sorumluluk yüklenemeyeceği Yargıtay kararlarında belirtilmiştir.

Üçüncü kişinin kusuru: İşverenin kazadan doğan sorumluluğunu ortadan kaldıran sebeplerdendir. Üçüncü kişi, işverenin bir başka işçisi ya da işverenle bağlantısı olmayan diğer bir şahıs olabilir. Üçüncü kişilerin davranışlarının uygun illiyet bağını kesebilmesi ve işvereni sorumluluktan kurtarabilmesi için belirli bir yoğunluğa ulaşması gerekir. Örneğin; işverene ait bir araç içinde seyreden işçi, karşı yönden gelen bir araç ile çarpışma sonucu sakatlanmıştır. Kazanın oluşmasında karşı yönden gelen bir başka araç % 100 oranında kusurlu bulunması nedeniyle sakatlanma ile yürütülen iş (eylem) arasındaki illiyet bağı kesildiğinden işveren kazadan sorumlu tutulamaz.

Mücbir sebep: İşverenin sorumlu tutulmadığı diğer sebep türüdür. Mücbir sebep, dış etmenlerden kaynaklanan, önceden görülmeyen, kaçınılmaz ve mutlak surette engellenemeyen olaylardır. Deprem, yangın vb. durumlar.

İş Kazasında Manevi Tazminat

İş kazası sonucunda bedenen zarara uğrayan işçinin ya da ölümlü iş kazalarında çalışanın ailesinin çektiği sıkıntılar için hakim takdiri ile manevi tazminat tutarı belirlenir ve işverene ödettirilir. Manevi tazminatta hesaplama yöntemi olmadığı için iş kazasının neden olduğu zararın büyüklüğüne göre tamamen hakimin takdir ettiği bir tutar söz konusudur. Kazaya uğrayan işçiye ve ailesine hakimin takdir ettiği manevi tazminat tutarı işveren tarafından ödenmektedir.

İş Kazasında Manevi Tazminat

Oluşan iş kazasının ve meslek hastalığının sonucunda kişinin mesleki yeterliliğini kaybetmesi durumunda gerçek zararını, ,kendisinin olayda tam kusurlu olması durumu dışında, işverenden talep etme hakkı bulunmaktadır. Bu durum Borçlar Yasası’nın 46.maddesine göre şekillendirilmiştir. İş göremezlik ölçüsünde kişinin maruz kalacağı zarar ve ziyanın, kendisini çalıştırandan talep edebileceği hükme bağlanmıştır. Sosyal Sigortalar Kurumu yardımları ile kazaya uğrayan işçinin tüm zararı ve kaybı karşılanamamaktadır.

İş Kazasında İş Göremezlik Tazminatı

Kaza ve meslek hastalıklarında meslekte kazanma gücü kayıp oranı % 10 ve daha fazla ise, SSK tarafından sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanmaktadır.

SSK’nın bağladığı sürekli iş göremezlik geliri, yıllık kazancının % 70’inin iş göremezlik miktarıyla orantılı kısmından ibarettir. Tam iş göremezlik durumunda bu gelir, işçinin yıllık kazancının % 70’ine eşittir.

Ancak işçinin %10’dan aşağı bir değerde zarar gördüğüne hükmedildiğinde iş göremezlik geliri bağlanmamaktadır. SSK tarafından bağlanan gelir, gerçek zararın bir karşılığı olmayıp, bir sosyal güvenlik geliri niteliğindedir. Bu sebeple kişi iş göremezlik davası açarak karşılanmayan zararını talep edebilir.

İş Kazasında Destekten Yoksunluk Tazminatı

İş kazası sonucu meydana gelen ölümlerde, çalışanın ailesi tarafından işveren hakkında destekten yoksunluk tazminat davası açılabilir. Ailenin dava açabilmesi için Borçlar Yasasının 45.maddesine göre, hayatta iken destek durumunda olan işçinin ölümü ile yardım gören kişilerin para ile ölçülebilecek bir zarara uğramış olmaları gerekmektedir.

Yoksun kalma tazminatı, destekten yoksun kalanlarla ölenin yaşayabilecekleri olası süreler içerisinde, ölenin çalışıp kazanabileceği süredeki kazancı tutarından destekten yoksun kalanlara ilerde yapabileceği yardım tutarının peşin ve toptan ödenmesinden ibarettir.

Tutarın belirlenmesi için farklı kriterler kullanılmaktadır. Yıllık kazanç üzerinden destekten yoksunluk tazminatı tutarı hesaplanır. Yıllık gelir hesaplandıktan sonra bu gelirin % 30’u ölenin kişisel gideri olarak kabul edilmekte ve geri kalan miktar destekten yoksun kalanlara dağıtılmaktadır.

İş kazası durumlarında uzlaşma yoluna gidilirse işçiye hukuki destek sağlanmalıdır. Kişinin ya da ölüm halinde yakınının uzman iş hukuku avukatlarından destek alması önemlidir. Alınacak karar ve uzlaşma kriterleri avukat tarafından oluşturularak daha sağlıklı adımlar atılır.